Eğitim Sağlık Sosyal Hizmetler

Avrupa Yaşlı Bakım Hizmetleri Hollanda Örneği

Tarafından yazılmıştır admin

Kamu Politikası ve Yaşlanma Sorunları

Hollanda 2012 yılında dünyanın en mutlu 4. ülkesi iken (Helliwel ve Wang, 2012: 30) 2016 yılında 7. sıraya gerilemiştir (Helliwel, Layard ve Sachs, 2016: 20). Hollanda’da yaşlıların bakımında kullanılan en önemli sistem uzun süreli bakım hizmetleri modelidir (Long Term Care). LTC sistemi; hem sağlıkta ve hem de sosyal bakım hizmetlerinde engellilerden bilişsel hastalara, ruh sağlığı problemlerinden yaşlı hizmetlerine kadar çok geniş bir kategoride hizmet verdiği görülmektedir (Maarse ve Jurissen, 2016: 241). 2010 yılında OECD ülkeleri arasında Hollanda uzun süreli bakım hizmetlerine İsveç’ten sonra en fazla harcamayı yapan ülke olmuştur (Colombo, Llena-Nozal, Mercier ve Tjadens, 2011: 49). Hollanda bir dönem yaşlı bakımında dünyada bir numaraya kadar yükseldiği de görülmüştür (Edwards, 2004). Aynı zamanda Japonya ve Batı Avrupa’da olduğu gibi Hollanda’da da ortalama yaşam süresi gittikçe artmaktadır. Artan yaşam süresi ise sağlık harcamalarına ayrılan bütçenin yükselmesine, emekli aylığı ödemelerinin artmasında ve ekonomik sürdürülebilirliğin düşmesine ciddi bir baskı oluşturacağı beklenmektedir (European Commission, 2012: 18). Böylelikle Hollanda, 1980’lerden bu yana artan harcamaları 2007 yılında reforma giderek ekonomik olarak daha sürdürülebilir bir politika izlemeye başlamıştır.

Evde Bakım                                                                     Kurumda Bakım

Sağlık
Aile Hekimleri                                                                Üniversite Hastanesi
Fizyoterapist                                                                  Genel Hastane
Meslek Hastalıkları Uzmanı                                         Psikiyatrik Hastane
Konuşma Terapisti                                                        Rehabilitasyon Kliniği
Diş Hekimi                                                                      Huzurevi
Evde Bakım                                                                    Yaşlı Evleri
Toplum Ruh Sağlığı Hizmeti

Sosyal ve Refah Hizmetleri

Sosyal Hizmet
Evlere Yemek Servisi
Alarm Sistemi
Oturma Hizmeti
Formunu Koruma Egzersizi
Sosyal Buluşma Noktaları
Konaklama
Düzenli Ev Sağlanması
Adaptasyon
Sabit Hizmetler

 

Uzun Dönemli Bakım Hizmeti (LTC)

Hollanda’da 2014 Ocak ayı içerisinde nüfusun %5’i uzun dönemli bakım hizmetinden yararlanmış ve bu oran içerisinde en büyük pay %56 ile yaşlıların olmuştur. Toplam nüfusun %16’sını oluşturan 65 yaş ve üzeri kişiler evde ve kurumda bakım hizmetlerinden yararlanmaya devam etmektedirler. LTC sistemi tamamen kamu tarafından finanse edilen bir kurumken 2012 yılından sonra gelire bağlı sigortalarla birlikte özel finanse de edilmeye başlamıştır. Böylelikle hizmet harcamalarının yaklaşık %8’lik bir bölümü de özel sigortalar tarafından karşılanması durumu ortaya çıkmıştır (Maarse ve Jurissen, 2016: 241-242). Uzun dönemli bakım hizmetleri (LTC) 2015 yılına kadar iki sigorta programı üzerinden verilmekteydi: İstisnai Tıbbi Harcamalar Kanunu (Exceptional Medical Expenses Act, Algemene Wet Bijzondere Ziektekosten: AWBZ) ve Sosyal Destek Kanunu (Social Support Act, Wet Maatschappelijke Ondersteuning: WMO). AWBZ harcamaların %95’ini oluştururken WMO harcamaların %5’ini oluşturmaktadır. İstisnai Tıbbi Harcamalar Kanununun aslında uzun dönemli bakım sistemlerinin neredeyse tamamını oluşturduğu söylenebilir. LTC sistemi 1968’de hayata geçmiş ve gelire bağlı olarak kurum bakımından evde bakıma kadar çok geniş alanda hizmet vermeye devam etmiştir (Schols, Frijters, Kempen ve Hamers, 2014: 212-213). 2000-2012 yılları arasına gelindiğinde Uzun Dönemli Bakım hizmetlerinde yaşlılar ve engelliler için harcanan toplam bütçe %115 arttı gözlemlenmiştir. Toplamda uzun dönemli bakım hizmetleri Hollanda’nın 2010 yılında GSYİH’nin %4.3’ünü oluşturduğu ortaya çıkmıştır (Maarse ve Jurissen, 2016: 242).
AWBZ aynı zamanda müracaatçıların isteğine bağlı olarak hizmetleri nakit karşılığında da vermektedir. Kişisel bütçe olarak da geçen bu sistemde (persoonsgebonden budget: PGB) kişiler bireysel olarak yardımı ve sağlık hizmetini tercih edebilmektedirler. Bu sistemden hizmet alan kişi sayısının 2005-2008 yılları arasında ortalama yılda %28 civarında hızla arttığı görülmektedir (Sandiraj, Oudijk, van Kempen ve Stevens, 2011: 9). 2000-2012 yılları arasında PGM için harcanan toplam bütçenin 5 katına kadar çıkması daha farklı reformların da yapılacağını bir şekilde göstermektedir.
Bu süreç içerisinde Sosyal Destek Kanunu 2007 yılında faaliyete girmiş ve ev temizliği, taşımacılık, yemek dağıtım servisi, evsizler ve bağımlılar için barınma evi ve ev tamiri gibi hizmetler kişinin mali durumuna bakılmaksızın belediyeler tarafından karşılanmaya başlamıştır (Maarse ve Jurissen, 2016: 242). Yerel yönetimlere üzerinde yeni sorumlulukların ortaya çıkması ile var olan yükün bu şekilde dağıtılması planlanmıştır.

Uzun Dönemli Bakım Sisteminde Reform Hareketleri

Uzun dönemli bakım hizmetlerinde ilk reform 2007 yılında Sosyal Destek Kanunun (WMO) gelmesi ile başlamıştır. Bu hizmetin temel amacı bireylere daha fazla toplumsal sorumluluk yüklemek ve aynı zamanda evde bakım hizmetlerinde özellikle de ev temizliğinde sorumlulukları yerel yönetime devredilmesinin bir başlangıcıydı. Bu hizmetler için harcanan bütçe önemli miktarda kesilmiş ve 2008 ekonomik krizinden sonra daha radikal reformlar için ilk fırsat penceresi açılmıştır (Batenburg, Kroneman ve Sagan, 2015: 247). Uzun dönemli bakım hizmetlerine harcanan bütçe 2010 yılında gayri GSYHİ’nın %4.3’ünü oluştururken bu durum 2040 yılında 7 ila 9’a kadar yükseleceği öngörülmektedir (Van der Horst, van Erp ve De Jong, 2011: 8). Böylelikle ilerleyen süreçlerde ekonomik olarak sürdürülebilirliği tehlikeye sürüklediği görülmektedir.

Uzun dönemli bakım hizmetlerinde reform birbirinden bağımsız dört başlık altında
toplanmıştır: Var olan düzeni yeniden şekillendirme (a normative reorientation), kurum
bakımından evde bakım sistemine geçiş (from residential care to non-residential care), evde
bakım hizmetlerinde ademi merkeziyetçi bir yönetim(decentralization of non-residential care)
ve masrafları kısma (expenditure cuts) politikalarıdır (Maarse ve Jurissen, 2016: 242). Tüm bu
reformların amacı; uzun dönemli bakım hizmetlerini daha ekonomik seviyeye çekmek, maliyeti
kurtarmak, insanları mümkün olabildiğince kendi kendilerine yetebilmelerini sağlamak ve
bakım hizmetlerinde kaliteyi ve koordinasyonu artırmayı sağlamamaktır (Van Ginneken ve
Kroneman, 2015: 48).
Birinci reform olan düzeni yeniden şekillendirme; var olan mevcut bakım hizmetlerinin arza
dayalı bir şekilde müracaatçıyı daha çok bağımlı konumuna itmektedir. Uzun dönemli bakım
hizmetlerinin finanse edilmesinde küresel dayanışma ve ulaşılabilirliğin etkisiyle, normatif
temel taşlarından biri olan bu yapıyı değiştirerek kişilere hem bireysel anlamda hem de sosyal
anlamda daha fazla sorumluluk yüklenmesi planlanmıştır (Maarse ve Jurissen, 2016: 242).
Böylelikle devlet kendi üzerinde sürekli artan mali sorumluluğu vatandaşlarla birlikte paylaşma
yoluna gittiği söylenebilmektedir. İkinci reform; kurumda bakımlar artık zorunlu şartlar
olmadığı müddetçe evde bakım şeklinde gerçekleştirilmesi olarak kabul edilmiştir. Üçüncü reform; 2007 yılında ortaya çıkan ve 2015 yılında güncellemesi yapılan Sosyal Destek Kanunudur. Bu kanunla birlikte evde bakım hizmetleri yaşlılardan bağımlılara kadar genişletilerek yürütmesini bağımsız şekilde belediyelere devredilmesi sağlanacaktır. Son reform olarak harcamalarda azaltmaya yönelik politika ortaya koyulmuştur. Kurum bakımından evde bakım sistemine geçilmesiyle 0.5 milyar Euro kurum bakımı giderlerinde azalma görülmüştür. Bu uygulamaya dayanarak kişilerin zorunlu olmadığı müddetçe huzurevlerine alınmaması ve gerek görüldüğü takdirde huzurevlerinin kapatılması yönünde karar almıştır (Maarse ve Jurissen, 2016: 243).

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap